Alıntılar No: 3

İnsanlık bir ah etti ve: Doğru… Doğru… Söyleyiniz, merhamet ediniz, mademki hayattan iğreniyorum da, vazgeçemiyorum; mutluluk nedir? Bunu söyleyiniz! dedi. İşte bu sırada reis geldi, meseleyi anladı ve meclistekilere: “Buyurun şu dertlinin sorununu çözünüz! dedi. Hazır bulunanlardan bazıları şu şekilde cevaplar verdiler:

İbrahim Peygamber:

— Mutluluk, çalışmak, kazanmak ve kazancı hemcinsiyle paylaşmaktadır.

Musa Peygamber:

— Mutluluk, nefsini, hırs despotundan kurtarmaktadır.

Hz. Âdem:

— Mutluluk, Şeytana uymamak ve Havvaya aldanmamaktadır.

Konfüçyüs:

— Bir tencere pirinç pilavına bütün lezzetleri sığdırmaktadır.

Eflatun:

— Daima yüce değerleri düşünmektedir.

Aristo:

—Mantık (yanlış yapmamak!) İşte mutluluk!

Zerdüşt:

— Mutluluk, karanlıkta kalmamaktır.

Brahma (Hint Peygamberi:)

— Mutluluk mu? Herkesin zannı ne ise onun tersidir.

Cenab-ı Mesih (İsa Peygamber:)

— Mutluluk, geçmişi unutmak, şimdiki anı hoş görmek, geleceği düşünmemekle mümkündür.

Lokman:

— İnsanlar bu kelimeyi (mutluluk kelimesini,) bütün hasretlerini bir sözle ifade için icat etmişler! (Çünkü hastalıklar mutluluğa yol vermez.)

Hızır:

— Mutluluk, uzun arzuların girmediği gönüllerde bazen var olan bir hayalettir!

Bu sözler üzerine Buda kızarak ayağa kalktı:

— Ey İnsanlık! Mutluluk ademin (hiçliğin) güzel isimlerindendir! Nirvana! Ey İnsanlık, Nirvana!

İnsanlık güçsüz bir halde yere düştü ve:

— Oh! Hangisi, hangisi? diye mırıldandı. O vakit Başkan ayağa kalktı:

— Ey İnsanlık! Mutluluk, hayatı olduğu gibi kabul; ağırlıklarına rıza; ıslahına çalışmaktadır, dedi. İnsanlık ayağa kalktı…

Ve:

— Ya Fahr-i Âlem! İnsanlığın dertlerini anlayan, ilacını bulan yalnız sensin! dedi.

Amak-ı Hayal / Filibeli Ahmed Hilmi

KLMN Yayınları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir