Birlikte Öğrenelim No: 4

(Hz. Osman Dönemi)  İç Karışıklıklar Hakkında Rivayetler

İlk altı yılda, yukarıda belirtildiği gibi, fetihler önceki hızıyla devam etti ve gelirlerin artması neticesinde maddi refah seviyesi daha da yükseldi. Bu zenginleşmeyle birlikte halkın yeme, içme ve giyinme alışkanlıklarında önemli değişiklikler ortaya çıktı. Ganimet gelirlerinin bol olduğu, lüks ve refahın arttığı bu yıllarda, halkın önemli kısmı Hz. Osman’ın yönetiminden memnundu. Hatta Hz. Osman’ın bu yıllarda halk tarafından Hz. Ömer’den daha çok sevildiği söylenmektedir. Oldukça sakin geçen bu dönemde, yönetimden bazı şikayetler görülse de probleme dönüşmeden halledildi. Müslümanların gündeminin birinci maddesini, fetih konusu teşkil etti. Halk arasında ciddi bir huzursuzluk yaşanmadı.

Ancak 30 (650) yılında başlayan Karışıklık Dönemi’nde Müslümanlar arasında ihtilaflar ortaya çıktı. Hz. Osman ve bilhassa birtakım icraatları şikayet konusu yapıldı ve eleştirildi. Yönetimden şikayetler giderek arttı ve sonunda İslam alimlerinin Müslümanların içine düştüğü ilk büyük fitne olarak kabul ettiği, etkilerini günümüze kadar sürdüren kanlı fitne hareketi yaşandı. Müslümanların gruplara bölünmesinin de temelini teşkil eden bu isyan hareketi, İslam tarihinin en ihtilaflı meselesi olma özelliğini devam ettirmektedir. Çünkü Hz. Osman’ı hedef alan ve iç savaşlar dönemini başlatan bu karışıklıklar, İslam tarihi kaynaklarında çok teferruatlı ve bir o kadar da çelişkili bir şekilde anlatılmaktadır. Bu konuda aktarılan ilk rivayetler arasında, birbiriyle te’lifi mümkün olmayan önemli çelişkiler bulunmaktadır. Bu haberlerin önemli bir kısmı, yaşanan olayların, haberleri aktaranların fikri yapılarına, siyasi tercihlerine, kabilevi ve dünyevi temayüllerine göre şekillenen bir mahiyet taşımaktadır. Dolayısıyla önemli bir kısmı taraflı olan bu haberler, olayların gerçek mahiyetini büyük ölçüde perdelemiş, konunun anlaşılmasını neredeyse imkânsız hale getirmiştir.

Bu konudaki rivayetlerin üç ana kaynağından biri olan Ebu Mihnef’in aşırı bir Şii olduğu bilinmektedir. Onun haberlerinde, Hz. Osman açıkça suçlanmış, Hz. Talha isyancılar arasında gösterilmiştir. Hz. Ali ise, bazı icraatları dolayısıyla Hz. Osman’ı eleştirmekle birlikte, ona yardımcı olmaya çalışmıştır.

İkinci ana kaynak olan Vâkidî’nin rivayetlerinde ise Hz. Osman’a karşı aşırı bir husumet görülmektedir. Hz. Osman’a çok ağır hakaretler yöneltilmiştir. Ayrıca ashabın büyükleri Hz. Osman’a karşı yürütülen hareketle doğrudan ilişkilendirilmiştir.

Bu iki rivayet zincirine karşılık üçüncü ana kaynak Seyf b. Ömer’e dayanan rivayetlerin ortak özelliği ise, fitne olayında Hz. Osman’ı ve diğer sahabileri suçsuz kabul etmesidir.

Günümüz tarihçilerinden Yusuf el-Uş, bu üç ana kaynakta aktarılan rivayetlerle, olayları bizzat yaşayan üç şahsa ulaşan ve güvenilir raviler yoluyla aktarılan en eski üç rivayet arasında bir karşılaşma yapmış ve önemli bir sonuca ulaşmıştır. Onun tesbitine göre, olayları bizzat yaşayanlara ulaşan en eski üç rivayet, Seyf b. Ömer’in anlattıklarıyla, büyük ölçüde uyum arzetmektedir. Seyf b. Ömer’in rivayetlerinin özeti ise, fitneyi körükleyen gizli bir el vardır. Bu el, Müslümanları bölmeye çalışan Abdullah b. Sebe’dir. Hz. Ali, Hz. Talha, Hz. Zübeyr ve Hz. Aişe gibi ileri gelen sahabiler, birtakım icraatları dolayısıyla Hz. Osman’ı eleştirseler de, isyancılara karşı halifenin yanında yer almışlar ve halifeye bağlılıklarını sonuna kadar devam ettirmişlerdir. Kuşatma sırasında Hz. Osman’ı korumaları için, oğullarını onun evine göndermişlerdir (Bu inceleme için bk. Yusuf el-Uş, ed-Devletü’l-Ümeviyye, s. 34-35, 65). Ancak isyancılar, bu büyük sahabilerin ağzından mektuplar yazarak onları kendileriyle birlikte göstermeye çalıştılar. İşin gerçeğini bilmeyen ve onların kötü niyetlerini fark edemeyen pek çok insanı da kandırmayı başardılar.

İlk Dönem İslam Tarihi / Anadolu Üniversitesi Yayınları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir