Araba Kazası

Mesleğime yeni başladığım yıllardı. Arabamla çok önemli bir toplantıdan dönüyordum. Fırtınalı bir hava vardı dışarda ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Sileceklerimi son hızda çalıştırıyor olmama rağmen önümü zorlukla görebiliyordum. Hep o çok korktuğum keskin virajı tam almıştım ki birdenbire önüme atladı. Ne olduğunu anlayamadım. Eğer frene tam zamanında basmamış olsaydım muhtemelen onu ezecektim. Camı açtım. Başını içeri uzattı. Korkunç görünüyordu. Üstü başı sırılsıklam ve kan içindeydi. Onu görünce ister istemez ürperdim. Yüzü tamamen kanla kaplanmıştı. Konuşmakta zorlanıyordu. Bir an yere yığılacak zannettim. Titriyordu:

– Çok, çok kötü bir şey oldu. Aşağıda, orada..

Yağmurun şiddetinden sesini güçlükle duyabiliyordum. Sesimi duyurabilmek için bağırarak:

– Hanımefendi, hanımefendi sakin olun, sakin olun. Ne oldu? Nerede? Sakin olun, size yardım edeceğim. Ne oldu yavaşça anlatın şimdi bana. Sakin olun..

kuyruklu yıldız– Bir.. Bir kaza oldu, araba.. orada aşağıda… Uçurumdan aşağı yuvarlandık. Arabanın içindeler hala.. Annemle babam.. Seslendim ama beni duymadılar. Her yerde kan vardı. Yardım edin.. Onları çıkarmam lazım.

Ve benim arabadan çıkmama fırsat kalmadan yere yığılıverdi. Arabadan inip yanına koştum. Yağmur olanca kuvvetiyle yağmaya devam ediyordu. Onu hemen arka koltuğa taşıdım. Üstü başı kanla kaplanmıştı. Ve başındaki yaradan hiç durmadan kan sızıyordu. Onu hemen hastaneye götürmem gerekiyordu.

Ambulansı aradım, elimden geldiğince çabuk kazanın olduğu yeri tarif ettim. Ve ambulansın gelmesini beklemeden hastaneye gitmek üzere hareket ettim. Hastaneye vardığımızda hala baygındı. Çok kan kaybetmişti. Hemen ameliyata aldılar. Beş gün komada kaldı. Onu hastanede yalnız bırakmadım. Gündüz işlerimi hallediyor gece onun yanında kalıyordum. Bu süre içinde hiç kimse onu arayıp sormadı. Annesi ile babası olay anında can vermişlerdi. Hastaneye getirildiklerinde çoktan ölmüşlerdi. Ne kimliklerine ne de cep telefonlarına ulaşabildi polis. Kazadan kısa bir süre sonra araba infilak etmiş, yangın çıkmıştı. Büyük ihtimalle patlama biz oradan ayrıldıktan hemen sonra gerçekleşmişti. Gerçi yağmur ve fırtınadan dolayı yangın fazla uzun sürmemiş fakat buna rağmen cesetlerin büyük bir kısmı, araba ve arabanın içinde ne var ne yoksa yanmıştı.

İşte eşimle tanışmam böyle oldu.

Beş gün sonra gözünü açtığında yanındaydım.  Beni hatırlayamadı. Nerede olduğunu, kendisine ne olduğunu anlayamadı önce. Sonra yavaş yavaş hafızası yerine gelmeye başladı. Kazayı hatırladı ilk önce. Annesi ile babasını sordu. Yeni kendine gelmişti, doktorlar bir şey söylemek istemediler. Her ikisinin de yan odada yattıklarını biraz daha iyileştiklerinde görüşebileceklerini söylediler. Sonra beni hatırladı. Fakat o geceyle ilgili hatırladığı en son şey arabanın penceresinden benimle konuşmasıydı. Sonrasına ait hiçbir şey hatırlamıyordu. Onu hastaneye getirenin ben olduğumu söyledim. Benden yardım istedikten sonra arabanın yanında yere yığıldığını anlattım sonrasında da beş gün baygın yattığını.

Eşyalarının arabada çıkan yangında yandığını söyledim. Cep telefonlarına ya da kimliklerine ulaşılamamıştı. İsmini, kendilerine ulaşmamızı istediği yakınlarının olup olmadığını sordum. Geçen bu süre zarfında kim olduğu hakkında hiçbir şey öğrenememişti polis.

İsminin Dilara olduğunu söyledi. Bütün akrabaları yurtdışındaydı ve senelerdir görüşmemişlerdi. Başka yakınları olup olmadığını sordum. Babasının işi dolayısıyla şehir şehir dolaşıyorlardı. Buraya taşınalı da henüz 3 ay olmuştu. Bu şehirde kimseyi doğru düzgün tanımıyorlardı. Fakat babasının birkaç arkadaşı vardı başka bir şehirde yaşıyor olsalar da. Onlara ulaşmak istedi. Ama hiçbirisinin telefon numarasını ezbere bilmiyordu. Hepsi telefonunda kayıtlıydı. Yalnızca annesi ile babasının telefon numaraları geldi hatırına. Başka hiçbir şey hatırlayamadı. Hafızasını zorladı. Ama yapamadı.

– Tamam zorlama daha fazla. Hatırına geldiği zaman ararız biz de onları. Sen şimdi yalnızca dinlenmeye bak. Eski gücüne yeninden kavuşmak istersin değil mi? Şimdi senin için en önemli olan şey bu. Çok ciddi bir kaza atlattın, beş gün komada kaldın. Doktorlar hala hayatta olmanın bir mucize olduğunu söylüyorlar.

Aradan birkaç gün geçip de kendini daha iyi hissetmeye başladığında annesi ile babası hakkında daha sık soru sormaya başladı. Ve artık iyice meraklanmaya başlamıştı. Doktorlar artık ona gerçeği söylemenin zamanının geldiğine karar verdiler. Annesiyle babasının o gece orada öldükleri söylendiğinde öylece kalakaldı. Doktordan gözlerini ayıramadı bir süre. Sonra bir açıklama beklermiş gibi bana döndü. Ama benim de doktorun söylediklerinden farklı olarak söyleyebileceğim hiçbir şey yoktu. Onun bakışlarına başımı hafifçe öne eğerek cevap verdim çaresizce. Sonra hıçkırıklara boğuldu. Sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Annesi ile babası hayatta değillerdi artık. Bu hayatta yapayalnız kalmıştı. Hiç durmayacağını zannettim. Sonunda sakinleştirici iğne yapmak zorunda kaldı doktorlar. Ve ertesi sabaha kadar uyudu. Kendisine geldiğinde tek kelime konuşmadı bizlerle. Bu kez de derin bir sessizliğe gömülmüştü. Elini kaldırıp hiçbir şey yapmıyordu. Hiçbir şey istemiyordu. Yemeğini ben yediriyordum. Ben yedirmezsen kendisi hiçbir şey yemiyordu.

Sadece uyuyordu. Depresyona girmişti. Bir hafta boyunca bu durum böyle devam etti. Sonra birdenbire bir telefon numarası hatırladı. Bu babasının yakın arkadaşlarından birinin numarasıydı. Aradık. Telefonu ona verdiğimizde konuşamadı. Yeniden hıçkırıklara boğuldu. Durumu bizim izah etmemiz gerekti. Adam buraya 4 saatlik mesafede oturuyordu. Hemen hazırlanıp yola çıkacağını söyledi.

Nihayet birine ulaşabilmiştik.

Daha sonrasında da sık sık görüşmeye devam ettik. Onu merak ediyordum. Hayatını kurtardığım için o da kendini bana borçlu hissediyordu sanki. Ona o geceyi hatırlatıyordum. Bana bir keresinden annesi ile babasından, o geceden kalan tek hatıra olduğumu söyledi. Beni bırakmak istemiyordu. Bir gün ben aramazsam mutlaka o beni arıyordu.

Dostluğumuz böyle başladı.

Üniversiteye devam etti. İlk başlarda derslerine konsantre olmakta, çevresine uyum sağlamakta zorlandı. Sinirleniyor, dalıp gidiyor, iletişim kuramıyor, sohbetlere katılamıyordu. Derslerde öğretmenleri onu sürekli pencereden dışarıyı seyrederken, hayallere dalmış bir vaziyette yakalıyorlardı. Ama benimleyken mutluydu. Tüm bu yaşadıklarını bana harfiyen anlatıyordu. Huzur bulduğunu söylüyordu benim yanımda elbette annesi ile babasını da çok seviyordu; fakat onlarla geçirdiği zamanları anımsayınca onlarla birlikteyken dahi benimleyken olduğu kadar mutlu olmadığını söylüyordu. Ben olmasaydım asla bu kazanın etkilerini üzerinden atamayacağını anlatıyordu. Onun kurtarıcısı olmaktan başka hayata tutunabilmesi için de bir sebep olmuştum.

Bu dostluğumuz ne zaman aşka dönüştü ya da dönüştü mü bilmiyorum. Birbirimize çok alışmıştık. Bir gün ona evlenme teklif ettim. O da hiç düşünmeden kabul etti. Sanki bunu bekliyormuş gibiydi fakat yine de çok mutlu olmuştu. Ben de o an içimde sonsuz bir mutluluk hissettim. Daha önce hayatımda hiç böylesine mutlu olduğum bir günü hatırlamıyorum.

Ve evlendik.

Şimdi küçük bir tatil beldesinde balayımızdayız. İkimizde balayımızı sakin, gürültüden ve insanlardan uzak bir yerde geçirmek istedik. Bu süre zarfında ben çok iyi bir avukat oldum çok nüfuzlu müvekkillerim var ve gerçekten çok iyi kazanıyorum. O da bir öğretmen oldu. Fakat bir süre mesleğini yapmak istemiyor. Ve belki de daha sonra kendine daha farklı bir meşgale bulmak istiyor. Sanki geçmişiyle ilgili olan her şeyi hayatından çıkarmak istiyor gibi, bugün fark ediyoruz ki o kaza ikimizin hayatında da önemli bir dönüm noktası olmuş.

Şimdi hep ilgilenmek istediği bir alana, resim yapmaya yönelmek istiyor. Kendi sergilerini açmanın hayallerini kuruyor. Bana sürekli bu hayalinden bahsederdi. Fakat yaşadığı hayat, okulu onu bu tutkusundan uzaklaştırmıştı. Ama şimdi bu tutkusuna dönebilmek, ona daha fazla zaman ayırabilmek hatta bütün zamanını ona verebilmek gibi bir fırsatı var elinde ve sanırım onun da tam olarak istediği bu. Resim yaparken hep kendini daha mutlu, daha gerçek hissettiğini anlattı bana sohbetlerimizden birinde, hatta lise dönemlerinde çizip hala sakladığı bazı eskizleri de göstermişti bana. Çok yetenekli… Ben de ona sonuna kadar destek olacağım. Her ne yapmaya karar verirse versin. Fakat şimdilik bir müddet yalnızca birlikteliğimizin keyfini çıkarmaya karar verdik.

Kazanın izleri mi? Bilemiyorum. Ara sıra hatırlıyoruz o günü. Fakat kaybettiklerimize üzülmekle kazancımıza sevinmek arasında hangisi ağır basıyor bilemiyoruz. Tek söyleyebileceğim şu ki, ben de ve sanırım o da birbirimizi bulduğumuz için çok mutluyuz.

Araba Kazası Kuyruklu Yıldız‘da yer alan hikayelerden bir tanesidir. E-bültenimize üye olarak Kuyruklu Yıldız‘a ücretsiz olarak sahip olabilirsiniz. Hemen üye olmak için tıklayın.. 

Kuyruklu Yıldız

Merhaba,

Ben Rumeysa.. daha önce bazılarınızla tanışmıştık. O zaman ben farklı bir blog yazıyordum, bir dikiş blogu, ona bir süreliğine ara verdim. Çünkü bir süre en az dikiş dikmek kadar sevdiğim bir diğer uğraşa daha fazla zaman ayırmak istedim. Ve bu süreç sonucunda da Kuyruklu Yıldız ortaya çıktı.

kuyruklu yıldızAslında şimdi her biri Kuyruklu Yıldız’ın birer parçası olan hikayeleri yazarken onları bir gün bir araya toplayıp bir kitap yapmayı düşünmemiştim hiç. (Çünkü aslında bir roman üzerinde çalışıyorum..) Bu hikayeler değişik zamanlarda bazen okuduğum bir kitaptan ilhamen, bazen gördüğüm, bazen yaşadığım bir olaydan etkilenerek yazılmış kısa hikayeler..  Bir gün baktım ince bir kitap oluşturacak kadar çoğalmışlar.. Bu yüzden roman projesini biraz yavaşlatıp önce onları bir araya toplamak istedim..

Kitaptaki hikayelerin büyük çoğunluğu beş altı sayfalık hikayeler.. fakat bazı daha uzun olanları da var. Hikayeler ortak bir konu etrafında dönmüyorlar. Her biri kendi içinde bir bütün oluşturuyor. Kahraman kimi zaman küçük bir kız çocuğu, kimi zaman kanser hastası genç bir kadın, kimi zaman tek amacı yağmurlu bir günde sıcacık evinde oturup gazetesini okumak olan yaşlı bir adam, bazen de geçmişini sorgulayan bir genç adam ya da korkunç bir trafik kazası sonucu annesi ile babasını kaybeden bir genç kız..

Bazı hikayeler sizi günlük hayatın karmaşasından, sorunlarından uzaklaştırıp kısa bir süreliğine de olsa rahat bir nefes almanızı sağlayacak.. İki sevimli küçük çocuğun parkta birlikte oynamalarını siz de annesi anneannesi ile birlikte gülümseyerek izleyeceksiniz belki. Ya da Alice ile birlikte siz de büyülü bir dünyaya girecek ve bayan tavşanın enfes pastalarından tatmak isteyeceksiniz..

Belki bazılarında kendinizden, kendi yaşamınızdan kesitler görecek aslında hiç de yalnız olmadığınızı, sizin gibi yüzlerce, binlercesinin olduğunu hissedeceksiniz..

Umarım kitabı okurken hoş vakit geçirirsiniz.. Yaşamın ne kadar güzel ve yaşanmaya değer olduğunu görürsünüz.

Not: Kitabı okuduktan sonra her türlü yorumlarınızı bana iletirseniz çok sevinirim.

Not 2: Kuyruklu Yıldız kısa süreliğine e-bülten üyeleri için ücretsiz.. Hemen üye olmak için tıklayın..

İçindekileri indirin..

Kitaptan bir bölüm okuyun..

Üyelere özel avantajlardan yararlanmak ve Kuyruklu Yıldız’dan daha fazla bölüm okumak için ücretsiz üye olun..